İstiqlal məfkurəsi
Merhum biraderim 1918 senesi nihayetine kadar Müsavat Fırkası’na mensub bulunuyor idi. Biraderim diğerleri ile beraber o tarihten itibaren o cemiyetten çekilmişlerdir. Ben Müsavat Fırkası’na hiçbir zaman dahil olmadım. Müsavat Fırkası Bolşevik ihtilalindan evvel bir cemiyet-i hafiye halinde mevcud değildi. Hükümet riyasetinde o zaman Han Hoyski bulunuyor idi. Mumaileyh Müsavat Fırkası’nda aza idi. Zannediyorum ki Müsavat cemiyeti ya 1917 veya 1918 senesinde tesis kılınmış idi ki bu da Bolşevik ihtilalinden evvel idi. Fırkanın bu ihtilalden evvel mevcut olup olmadığını bilmiyorum. 1917 senesi ihtilalinden sonra Müsavat Fırkası bir cemiyet-i hafiye değildi. Fırkanın programına vakıf değilim. Yalnız bildiğim bir şey var ise o da fırkanın müfrit sol cenah fırkasını temsil eylemesidir. İlk Bolşevik istilası esnasında biraderim asla siyasetle iştigal etmemiştir. Biraderim Bolşeviklere hizmete 1920 senesi Haziranında başlamıştır. Kendisi emval-i gayr-ı menkulenin komünizm tarzında murakabesi için teşekkül eden komisyonda bazı umur ve vezaif-i mahsusa ifa eylemek üzere mühendis sıfatıyla hazır bulunuyordu.
Bakü’nün Türkler tarafından işgalinden evvel Ermeni katliamına dair hiçbir şey bilmiyorum. Fakat bilahare bazı Ermenilerin katlolunduğunu işittim. Ermeniler binlerce kişinin katlolunduğunu söylüyorlar. Ben vatandaşlarımdan, iki veya üç bin kadar Ermeninin katlolunduğunu işittim. Mamafih bu yekûnda esna-yı harbde telef olanlardan birçoğu da dahildir. 1918 senesinde biraderim Dahiliye Nazırı idi. Biraderimin Karfovski Sloev [Kavkazkoe Slovo= Kafkasın Sözü] gazetesi muharriri ile mülakat edip etmediğini bilmiyorum. Karfovski Sloev Tiflis’te neşrolunur Ermenice bir gazetedir.
Cemşid Han makam-ı riyasetin suallerine de atideki cevabları verdi:
Biraderimin Bolşeviklik ile bir münasebeti yok idi. Kendisi Bolşeviklere hizmet etmek mecburiyetinde bulunuyordu. Zira aksi takdirde aç kalmış olacak idi. Bolşevikler kendisine mühendislik vazifesini verdiler. Biraderim bu vazifenin ifasını maalmemnuniye kabul etti, çünkü bu iş ihtisası dahilinde idi.
İkinci şahid: İngiliz Seksen İkinci Umumi Hastanenin “B” kısmına mensup olan ve R.A.M.C. unvanını*[1] haiz bulunan yüzbaşı C. J. F. Hil ba’de’t-tahlif beyanat-ı atiyede bulundu:
Temmuz’un on sekizinde, akşam saat on bir ile on iki arasında hastanenin “B” markalı koğuşunda o günün nöbetçi tabibi idim. Hastaneye bir adam getirdiler. Bu zatın bir arabanın içinden kaldırıldığını ve sonra da kabul odasına naklolunduğunu gördüm. Kendisini muayene ettim. Üç yerinden kurşunla mecruh idi. Bu cerihalar yegân yegân haiz-i ehemmiyet değil idiseler de üçünün birlikte husule getirdiği tesirat mevti intac edecek bir mahiyet peyda etmiş idi. Mecruh pek tehlikeli bir halde idi. Hastayı hemen koğuşa naklettirerek cerihalarını sardım. Yaraları bağlandıktan sonra beray-ı istintak Türk polislerinin mecruhun yanına gelmelerine müsaade edildi. Hastaya başka hiçbir tedavi yapılamadı. Zira mecruh hastaneye duhulünden 35 dakika sonra vefat etti. Teslim-i nefes ederken yanında bulunuyordum.
Yüzbaşı Hil müdafaa vekili Hüsrevyan Efendi’nin suallerine ber-vech-i ati beyanatta bulundu:
Mecruhun mevti intac edebilecek hiçbir hastalıkla malul olmadığı tahakkuk etmiştir. Mecruh, Türk polislerine bazı ifadatta bulunmuş ise de bu ifadatın mahiyeti itibariyle bana hiçbir gûnâ taalluku yoktur.
Şehidin Refikasının Ağzından: Vak’a Nasıl Oldu? – Zevciyle
Geçirdiği Hayat – Tatarlarla Ermeniler – Ermenilerin 11 000 Müslümanı
Katli – Ermeni Aleyhine Katliamlardan Cavanşir Mesul müdür? – Cavanşir
Katlden Kendisini Nasıl Kurtardı?
Üçüncü şahid: Madam Behbud Han Cavanşir ba’de’t-tahlif atideki beyanatta bulunmuştur:
Takriben yirmi gün evvel akşam saat on birden sonra zevcim ve iki biraderi ile Tepebaşı Tiyatrosu’ndan çıkarak Pera Palas oteline doğru gidiyor idik. Bu esnada arkamdan doğru birkaç el tabanca atıldığını işittim. Bu tabanca o kadar yakından atılıyor idi ki yanmış barut kokusunu bile aldım. İlk kurşunun endahtını müteakib birkaç adım ileri koştum ise de sonra geri döndüm ve zevcimi yol üstünde yarı uzanmış bir halde gördüm. Müttehimin zevcime tabanca atan adam olduğunu tanıyorum. Zevcim kâtilini yakalamak istedi. Ben ve kayınbiraderlerim kâtili yakaladık. Merkum bu esnada tabancasını havaya doğru sıkıyor idi. Sokakta birçok kimseler var idi. Fakat hiçbir kimse yanımıza gelmedi. Yalnız bunlardan biri beray-ı muavenet çağırdığım zaman geldi. Arkama baktığım vakit zevcimin kanla mülemma bir halde sokakta uzanmış olduğunu gördüm. Bu esnada toplanan kalabalık içinde kâtilin ne olduğunu göremedim. Yaya kaldırımında zevcimi soymakla meşgul idim. Kendisi ile birlikte hastaneye kadar gitmekliğime müsaade edilmedi. Ertesi sabah, zevcimin o gece hastanede vefat etmiş olduğu haberini aldım. Zevcim vefatından üç gün sonra defnedildi. Zevcimle teehhül edeli altı sene olmuştur. Teehhülümüzden beri her zaman birlikte yaşadık.
Zevcimin meslek-i siyasîsine her zaman şahid oldum. Zira daima kendisiyle beraber bulunuyor idim. 1917 senesindeki ilk Rusya ihtilalinden evvel zevcim Bakü’de bir petrol kumpanyasının müdiri idi. İyi tahsil görmüş olan zevcim bu ihtilalden evvel Ermeniler ile Tatarlar arasında mütehaddis mesail-i siyasiye ile meşgul olur idi. Zevcim birçok siyasî mitinglere devam eder ve 1918 senesine kadar siyasî birtakım cemiyetlerde aza idi. Mesela Müsavat Fırkası gibi ki, bu cemiyet bidayet-i tesisinde siyasî bir fırka değil idi. Birinci ihtilalden sonra zevcim Bakü şehri belediyesi murahhasları miyanında bulunuyordu. 1918 senesinde Rus ordusu Türkler tarafından düçar-ı hezimet olarak çekildikleri zaman Bakü’deki Tatarlar ile Ermeniler itisafatı men’ zımnında müttehid bir komite teşkil eylemişler idi. Fakat Ruslar şehre girdikleri zaman, Ermeniler Tatarlar ile Müslümanları şehirden teb’id ettiler. Ermenilerin birçok Müslüman katlettiklerini gördüm. Ermeniler tarafından 11 000 Müslüman katlolunmuştur. Katl esnasında zevcim ikamet ettiğimiz apartmana gelmiş ve oradan gizlice bir Müslüman hanesinde ihtifa etmek üzere cümleten apartmanı terketmiş idik. O Müslüman hanesinde altı gün kadar ikamet ettikten sonra Gümrü’ye firar ettik*[2] ve orada üç ay kadar kaldık. Bakü şehrinin Türkler tarafından işgalinden altı gün sonra zevcim tekrar Bakü’ye avdet eyledi.*[3] Ben ise Gümrü’de kalmıştım. Zevcim 1918 senesi Eylülünde Bakü’de Dahiliye Nazırı idi ve bu mevkii kış ibtidalarına kadar işgal etti.
Zevcim hükümetten keff-i yed ettikten sonra Bakü’de kaldı ve kendi işleri ile meşgul olmağa başladı. Kendisi esasen Azerbaycan parlamentosu azasından idi. Zevcim bilahare İstanbul’a geldi. Zevcim Azerbaycan İstiklal Fırkası rüesasından idi. Ermeni katliamıyla alakası olduğundan dolayı itham edildiğini hiç işitmedim.
Zevcim daima Azerbaycan Müslümanları ile Ermenileri arasında sulh ve müsalemetin temin ve tesisine çalışırdı. Zevcim hiçbir zaman ne Ermeni katliamlarına iştirâk etmiş ve ne de bu gibi katliamlardan mesul bulunmuştur. 1918 senesi Martından yani Bakü’den firar ettikten sonra zevcim hayatının tehlikede olduğunu Ermeni katliamlarından mesul veya gayr-i mesul olması dolayısıyla değil, fakat Müslüman olduğu cihetle Ermeniler tarafından hakkında nefret perverde edildiğinden bilirdi.
Müttehimi, zevcimin katlinden iki üç gün evvel gördüğümü hatırlıyorum. Merkum, Tepebaşı Bahçesi’nde zevcimi nazar-ı dikkatte bulundurmuş idi.
Madam Cavanşir müdafaa vekili Hüsrevyan Efendi’nin suallerine atideki cevabları verdi:
Türkler Bakü’ye girmezden evvel Müsavat Fırkası Türk menafiini himaye ile meşgul idi. Türklerin Bakü’ye duhulünden biraz sonra zevcim fırkadan çekildi. Evvelleri hükümet bu fırka azasından müteşekkil değildi. Ben Gümrü’ye geldiğim zaman Türk kuvva-yı askeriyesi orada idi. Zevcim İngilizlerle harb etmek üzere kuvva-yı askeriye tahşid etmedi. Ben Serj Rafaloviç isminde bir kimseyi tanımadığım gibi merkumun hanemize geldiğini dahi bilmiyorum. Zevcimin nezareti esnasında Ermeni münevverlerinden hiçbir kimsenin şehirden tard ve teb’id edilmiş olduğunu dahi işitmedim.
Saşaryan isminde bir aile tabibimiz yok idi. Türkler Bakü’ye yaklaştıkları sırada Müslümanlar silaha sarılan üç bin kadar Ermeniyi katletmişler. Bu katl esnasında zevcim Bakü’de değildi. Türklerin Bakü’ye duhulünden evvel İngilizler aleyhine yapılan planlar veya Ermeni katliamlarında zevcimin zerre kadar alakası yoktur.
Bakü’nün Türk askerleri tarafından işgalinden ancak üç hafta sonra Nuri Paşa hanemize geldi. Enver Paşa haneme girmemiştir. Nuri Paşa ise bizi resmen ziyarete gelmiştir.
Zevcim Nuri Paşa’yı katliamlardan evvel Gümrü şehrinde görmüştür. 1918 senesi Haziranında Dağıstan’dan avdetle Gümrü’ye muvasalatımızda Nuri Paşa’yı orada bulduk.
Zevcim Ermenilerle Müslümanların hoş geçinmelerini arzu ettiğini söyler idi. Biz Bakü’yü Müslümanların katlinden sonra terk ettik. Ahmed Ağayef Bakü’de hanemize geldi. Kendisinin hangi fırkaya mensup olduğunu bilmem. Ahmed Ağayef’in Ermeni katliamını ihzar töhmeti ile İngilizler tarafından tevkif olunduğunu bilmiyorum. Ağayef’in İttihad ve Terakki Fırkası’na mensup olduğunu işittim. Fakat bu beni alakadar edemezdi. Ağayef zevcime mülaki olduğu zaman ailemize ait umur ve hususattan bahsetmişler idi. Zevcim Düvel-i İtilafiye aleyhine idare-i kelam etmemiş idi. Kambil namında bir İngiliz zabiti tanımadığım gibi kendisinin taharri edilmekte olduğundan dahi haberdar değilim.
Madam Cavanşir makam-ı riyasetin bir sualine de atideki cevabı verdi:
Zannederim ki Müsavat Fırkası yalnız Müslüman menafii ile meşgul olur idi.
Polis Ali Efendi’nin Şahadeti: “Silah Sesleri Üzerine
Yetiştim” – “Torlakyan’dan Gayrısının Silah Atması Kabil Değildi”
Dördüncü şahid: Galatasaray merkez polis mevkiine mensup 205 numaralı Türk polis memuru Ali Efendi ba’de’t-tahlif vak’a hakkındaki malumatını ber-vech-i ati bildirdi:
Geçen Temmuz’un on sekizinde takriben nısfu’l-leylde Tepebaşı’nda ifa-yı vazife eder iken yakından gelen bazı silah sesleri işittim. Düdüğümü çalarak o cihete doğru koştum ve birisinin yüzüstü kaldırımda uzanmış olduğunu ve bir kadın ile iki genç erkeğin firara çalışan müttehimi yakalamış olduğunu gördüm. Müttehimin elinde bir revolver var idi. Bu revolverin şimdi mahkemede meydana çıkarılan şu revolver olduğunu tasdik ederim. Mecruhu, muavenetime gelen diğer bir Türk polisi ile Düvel-i İtilafiye polis komisyonuna mensup bir devriyenin vüruduna değin bileğinden tutmak suretiyle muhafaza ettim. Mücrimin Galatasaray polis mevkiine îsâli için bu devriye koluna refakat eyledim. Müttehimin tabanca attığını görmedim.
ukuk-ı şahsiye vekili Haydar Rifat Bey’in sualine cevaben:
Bir saniye zarfında mahall-i vak’aya yetişmiş idim. Bu itibarla başka bir kimsenin mecruhu ba’de’l-cerh firar eylemeye muvaffak olması maddeten gayr-i mümkün idi.
Müdafaa Şahidleri
Şahadette Bu Kadar Tenakuz Olur mu? – Bazı Cevablarda
Söylediklerini Diğerlerinde Unutan Şahidler – Ermenilerin Silaha
Sarılması – “Vukuatta Bakü’de İmişler!” – Cavanşir’in Mesuliyeti – İttihad
ve Terakki ve Müsavat fırkalarının Mukayesesi
Birinci şahid: Rus tebaasından Ermeni Elievniyan ba’de’t-tahlif müdafaa vekili Hüsrevyan Efendi’nin suallerine ber-vech-i ati cevabları verdi:
Bakülüyüm ve Bakü’de bulundum. Orada petrol kuyusu hafri ile meşgul idim. İngilizler Bakü’ye geldikleri vakit kendilerine tercümanlık eder idim. İngilizler çekildikten sonra ben şehirde kaldım. İngilizlerin gitmesini müteakib Bakü’de vuku bulan bütün katliamları gördüm. Katliam Ermenilere karşı icra ediliyor idi. Bu katliamları yapanlar Tatarlar ile Türk asakiridir. Bakü’de katliamın yalnız ilk gününde bulundum.
Behbud Han Cavanşir’e Bakü’de iki defa müsadif oldum. Behbud Han Bakü’de Dahiliye Nazırı idi. Zannedersem Behbud Han bu katliamlardan mesuldür. Behbud Han Ermenilerin daima aleyhinde bulundu. Milli Fırka yahud Müsavat Fırkası’nın rüesasından idi. Katliamdan sonra bir beyanname neşrolunarak herkesin işi başına avdet edebileceğini ve yalnız âsî telakki edildiklerinden dolayı Ermenilerin avdetlerine müsaade edilemeyeceğini işittim. Mütareke imzalandığı zaman ben İstihkâmât Alayında İngilizler tarafından istihdam olunuyor idim. Onlarla birlikte Bakü’ye avdet ettim. İşte ancak o vakit beyanname ahkâmına vâkıf oldum. Bu beyannamede Han Hoyski ve Cavanşir’in imzaları var idi. Bakü’deki Fransız heyetine mensup mösyö Puvadebar’ı tanırım. Bakü’de vukua getirilen katliamlar hakkında mumaileyh tarafından tahrir ve neşrolunan bir risaleyi de okudum.
Katliam vuku bulduğu esnada bir Rus evinde idim. Bu haneye Tatarların geldiğini ve hanede Ermeni bulunup bulunmadığını sorduklarını gördüm. Rus kadınının hanede Ermeni bulunmadığını söylediğini ve Tatarların Ruslara karşı hiçbir şey yapmak fikrinde olmadıklarını ve yalnız Ermenilerin aleyhinde bulunduklarını söylediklerini de işittim. Haneden gece saat dokuzda çıktım. Birçok ecsadın sokaklarda kalmış olduğunu, bunların Ermeni çocuk ecsadı olduğunu ve bir köpeğin bir çocuğun aza-yı bedeniyesinden birini ağzıyla taşımakta olduğunu gördüm. 1918 senesi Temmuzunda Ruslar Bakü’den çekilip gittikleri vakit Ermeniler şehirde kalmışlar idi. Ermeniler Gümrü, Kars vesair şehirlerde katliamlar vuku bulduğunu haber aldıkları cihetle aynı halin Bakü’de de tekrarından korkarak ve nefslerini müdafaa maksadıyla silaha sarılmışlar idi. 1918 senesi Martında zuhur eden vukuat esnasında Bakü’de bulunuyor idim. Bu esnada Ruslar ile Tatarlar arasında büyük bir münazaa zuhur etmiş idi. Martın yedisinde Tatarlar Rus kışlalarına hücum ile üç gün devam eden bir harbe girişmişler idi. Sonra 11 000 kadar Tatar Ermeni mahallesine gelerek hanelerde ihtifa etmişler idi. Ruslarla Tatarlar arasında sulh imzalandığı zaman herkes hanesine avdet etmişti. Benim hanemde on bir Tatar ikamet ediyor idi. Tatar eşrafından biri Ermeni Millet Meclisine hitaben bir teşekkür telgrafnamesi bile keşide etti. Bu zat Ermenilerin Tatarlara pek ziyade hizmet ettiğini Türklere dahi bildirdi. Bu havadisin hepsini ben gazetelerde okudum. Ermenilerin Kafkasya veya Türkiye’de ne için katlolunduklarını anlayamıyorum.
Müsavat Fırkası Türk zabitânı ve Türk üsera-yı harbiyesi tarafından tesis edilmiştir. Bu fırka İttihad ve Terakki Fırkasının aynıdır. Cavanşir o esnada kabinede idi. Bu itibarla bütün bu katliamlardan kendisi mesuldür. Ben İslamlar ile hiçbir gûnâ muamelede bulunmadım. Cavanşir, neft kuyusu hafriyle meşgul bir kumpanyanın müdiri idi ve kendisi o zaman siyasiyat ile iştigal etmez idi. Her iki defasında kendisiyle yalnız umur-ı ticariye hakkında görüşmüş idim.
İttihad ve Terakki Fırkası Türk milletinin menafiini müdafaa maksadıyla teşekkül etmiş milli bir fırkadır. Müsavat Fırkasının azası her sınıf halktan mürekkeb idi. Yalnız fırkanın rüesası münevverü’l-efkâr zevattan ibaret idi.
Şahid mukabil-i isticvabında ber-vech-i ati beyanatta bulundu:
Pekâlâ biliyorum ki Cavanşir katliamlardan mesuldür, zira Dahiliye Nazırı sıfatıyla kıtale mani olabilir idi. Hatta istihbaratıma nazaran katliam icrası için emir veren de bizzat kendisidir. Bunu zikrden maksadım mesul bir nazır olmasındandır.
Katliamdan sonra ve Cavanşir henüz Dahiliye Nezareti mevkiini işgal etmekte iken zulm ve itisafat devam etmekte idi. Tatarların Ermenileri katl eylediklerini gözlerimle gördüm. Fakat bu Tatarların hangi sınıf halka mensup olduklarını bilmiyorum. Bu itisafatın âmilleri asker ve sivillerden müteşekkil adamlardan mürekkeb idi. Türk zabitlerinin bunlara kumanda etmekte olduklarını gördüm. Türk zabitleri Tatar askerine kumanda ediyorlar ve bu zabitlerden birtakımı pek iyi giyinmişler idi. Bunlardan bir kısmını da şahsen tanıdım. İslamların Ermeniler tarafından katliam edildiğinden haberim yoktur.
Şehirde hükm-ferma olan feveran ve kargaşalıktan dolayı asker ve sivil ahali katliam esnasında müştereken icra-yı faaliyet etmişlerdir. Ben o esnada Bakü’de idim. Halbuki Cavanşir orada değil idi. Kanzak*[4] vesair mahallerden şehre gelen Ermeni muhacirleri Cavanşir’in harekât-ı dürüştanesinden şikâyet ederler idi.
Şahid bit-tekrar isticvabında şu yolda ifade verdi:
Kanzak ve Elizabetpol aynı şehre verilen muhtelif iki isimdir. Müsavat Fırkası rüesası Azerbaycan hükümeti idaresini bizzat deruhde etmişler idi. Azerbaycan umuru hakkındaki vukufum pek vâsidir.
Hukuk-ı şahsiye müddeileri vekil Haydar Rifat Bey makam-ı riyasetin müsaade-i mahsusasıyla şahide bazı sualler sormuş ve atideki cevabları almıştır:
Ben hiçbir siyasi fırkaya mensup değilim. Vapur acentesi miralay Braun ile bir binbaşı nezdinde müstahdem idim. Bundan mukaddem defaat ile Dersaadet’e geldim, fakat oturmadım. Dersaadet’te hiç kimseyi tanımadığım gibi kimse tarafından da istihdam olunmadım 1909 senesinde Beyoğlu’nda teehhül ettim. Teehhül eylediğim zaman ikamet ettiğim hanenin adresini hatırlayamıyorum. Zevcemin familya ismi Sençikyan’dır. Harbiye’nin karşısında bir hanede ikamet ederler idi. Kayınvalidem ve pederim vefat etmişlerdir. Zevcemin teyzesi İstanbul’da Mahmutpaşa’da 121 numarada ikamet eder idi. Şimdi General Marin Compani nam şirkette çalışıyorum. Müddet-i ömrümde hiçbir davada şahid sıfatıyla bulunmadım. Kınalıada’ya giden bir vapurda iki avukat arasında cereyan eden muhavere üzerine davanın rüyet olunacağını işitmiş idim. Bu avukatı evvelden tanımam. Eylülde vuku bulan katliamlar esnasında Bakü’de idare-i örfiye ilan edilmiş olduğunu bilmiyorum. Cavanşir’in Harbiye Nazırı olduğundan dahi malumatım yoktur. Pekâlâ biliyorum ki Müsavat ve İttihad ve Terakki fırkalarının sebeb-i teessüsü ve gayeleri aynı idi. Zira hatt-ı hareketleri birbirine müşabihtir. Yani bunların emel ve maksadları Ermenilerin imhası idi. Müttehimi ilk defa olarak burada görüyorum.
Müsavat Fırkası’nın Ermenileri katl için bir emir verdiğinden veya bir beyanname neşrettiğinden malumatım yoktur. Bildiğim bir şey var ise o da Müsavat Fırkasının teessüsü ile beraber Ermeni katliamlarının başlamış olmasıdır. Katliamların kaç gün devam ettiğini bilmiyorum. Zira şehirde yalnız bir gün kaldım. Zannederim ki kıtal dört gün devam eyledi. Katliam bir pazar günü başladı. Katliam mürettiblerinin kimler olduğunu bilmiyorum. Türklere karşı hiçbir düşmanlığım yoktur.
İkinci şahid: Minas Habreciyan ba’de’t-tahlif ifadat-ı atiyede bulundu:
Kırk bir yaşındayım ve makine tamircisiyim. Bakü’de on sekiz sene ikamet ettim. 1919 Haziran’ında Bakü’den mufarakat eyledim.
1918 senesi Eylülünde yani Ermeni katliamları esnasında Bakü’de idim. Tatarlar o zaman Ermenileri tehdid altında bulunduruyorlardı. Katliamlar Türklerin şehre duhulleri ile başladı. Tatarlar bila-tefrik ve yaşlarına bakmaksızın Ermenileri merhametsizcesine katletmişlerdir. Dört gün kadar bir Yahudi’nin hanesinde ihtifaya muvaffak oldum. Sokağa çıktığım zaman sokakları cesedlerle mâlî buldum.
Katliam üç gün devam etti. Üç gün devam eden bu katliam esnasında Ermenilerin münevverü’l-efkâr olanlarının kâffesi katlolunmuş idi. Şimdi isimleri bu mahkemede zikrolunan on yedi kişinin bu katliam esnasında itlaf edildiğini biliyorum. 1918 Martında Ermeniler Tatarları Rusların elinden kurtarmışlar idi ve Ermenilerin bu sahabet-i dostanesinden dolayı Tatar rüesası Ermeni Şura-yı Milli’sine beyan-ı teşekkürat etti idi.
Katliamları tertib edenlerin kimler olduğunu bilirim. Bu katliamları hükümeti namına tertib ve ihzar edenler Han Hoyski ile Cavanşir’dir. O vakit Cavanşir Dahiliye Nazırı idi. Katliamların ikinci günü atideki mealde bir beyanname neşrolundu:
“İşte nihayet kahraman Türk asakiri Azerbaycan kıtasının payitahtını kurtardılar. Ümid ederiz ki sulh ve asayiş kariben iade edilecektir. Ermeniler hükümete karşı ibraz-ı husumet ettikleri takdirde şedîden tecziye olunacaklardır.”
<< Əvvəli | < Geri | İrəli > | Sonu >>
*[1] Metinde “R.A.M.C.” şeklinde, Latin harfleriyle dizilmiştir. Açılımı “Royal Army Medical Corps” yani Kraliyet Ordusu Tıbbi Sınıfı. 1898’de Kraliçe Viktorya’nın emriyle kurulmuştur.
*[2] Metinde “ettik” kelimesi atlanmıştır.
*[3] Metinde bazı yerlerin altı çizilmiştir. Bu çizgileri aynen bıraktık.
*[4] Gence kastedilmektedir.