Kitablar

Merakiz-i ihtilaliyye: ihtilal merkezleri
Merasim-i izdivaç: Düğün töreni
Merbutiyyet-i cinsiyye: Soy itibariyle yakınlık
Merdâne: Yiğitçe
Merkez-i hükümet: Hükümet merkezi, başkent
Mersiye- nüvis: Mersiyeci; mersiye yazan
Mervi: Rivayet edilen
Mesabe: Derece
Mesaha-yı sathiyye: Yüzölçümü
Mesa'i-i cemile: iyi, güzel çalışmalar
Mesa'il-i siyasiyye: Siyasî meseleler
Mesarif: Masraflar
Mesarr: Sevinç
Mesele-i mezkûre: Anılan mesele
Meslek: Yol, ideal
Mesmumen: Zehirlenerek
Meşakk: Sıkıntılar, zorluklar
Meşhed-i Kerbela: Kerbela şehidliği
Mesime-i feyyaz: Bereketli dölyatağı
Meşkûk: Şüpheli
Meşruteci: Meşrutiyyetçi, meşrutiyyet taraftarı
Meşrutiyyet-perveran: Meşrutiyyet taraftarları
Mevadd-ı infilakiyye: Patlayıcı maddeler
Mevadd-ı ticariyye: Ticarî mallar
Mev'ize: Nasihat, öğüt.
Mevki': Yer
Mevki'-i bülendi ol-: Yüksek bir yere sahip olmak
Mevki-i coğrafi: Coğrafî mevki, yer
Mevkib: Kafile
Mevkib-i hümayun: Padişaha ait kafile
Mevkuf: (Tren) durağı
Meyan: Ara, arasında
Meyyal: Eğilimli
Mezari': Ziraat yapılan yerler, tarlalar
Mezaya: Meziyetler, yetenekler
Mezaya-i nadire: Nadir meziyetler
Meze: Birleştirme, katma, karıştırma
Mezellet: Zelil olma, hakirlik, alçaklık
Mezheb-i cedid: Yeni mezheb
Mezheke: Komik (mudhike: komik, komedi)
Mezkûr: Anılan, sözü geçen
Mihen: Mihnet, sıkıntı
Mikdar-ı takdimi: Sunulan, teklif edilen miktar, tutar
Miknet: Güç, kudret
Millet-i mazlume: Mazlum millet
Milel: Milletler
Milel-i İslamiyye: İslam milletleri
Mu'arız: Karşı olan, zıt
Muasır: Çağdaş
Mu'avenet: Yardım
Muayede resmi: Bayramlaşma töreni
Muazzez: Aziz, değerli
Mucib ol-: Gerektirmek
Mudhlke-nüvls: Komedi yazarı
-P-
Piş: On
Piş-i çeşm: Göz önü
Piş-dâr: Öncü, lider
-R-
Rabıta-yı ma'neviyye: Manevi bağ
Radde: Yaklaşık olarak, aşağı yukarı
Rah-zen: Yol kesen, eşkıya
Rakîk: İnce, hassas
Re'fet: Acıma, merhamet etme
Reha-yab: Kurtulucu, kurtulan
Rençberi: Rençberlik, çiftçilik
Resm: Tören
Resm-i mecbur : Devlete verilmesi gerekli olan vergi
Rezzak: Rızık veren
Rical-i memleket: Memleketin ileri gelenleri, devlet adamları
Rical-i vatan-perveran: Yurtsever devlet adamları
Ric'at: Geri çekilme
Risale-i mevkute: Süreli yayın
Rivayat-ı ma'rufe: Bilinen rivayetler
Riyaset: Başkanlık
Rub'-ı meskun: Dünyanın insan bulunan dörtte birlik kısmı
Ruh-ı pür-ferevan-ı
İnkılab
: inkılab coşkunluğuyla dolu ruh
Rumuzat-ı amika-yı edebiyye: Edebî derinliğin remizleri, işaretleri
Ruzmerre: Günlük
Ruzname: Gazete
Rüesa: Reisler
Rüesa-yı Babiyye: Babî düşüncesinin önderleri
Rükn: Bir şeyin temel direği, nüfuzlu kimse
Rükn-i rekin: Yüce direk, (İslam düşüncesinin en önemli temsilcileri hakkında)
Rü'yet olun-: Görülmek, bakılmak
-S-
Sabık: Eski
Sabıkan: Eskiden
Sadır: Çıkan
Sahib-i hakiki: Gerçek sahip
Sahib-i seyf: Kılıç sahibi
Sahn-ı çemen: Bahçenin ortası
Saika-yı dûr-binâne: Uzak görüşlülükle ileri sürme
Sakim: Maşta, hastalıkla
Sakin ol-: Oturmak, bir yerde yaşamak
Sakinin-i şimal: Kuzey kutbunda oturanlar
Salabet: Katılık, sağlamlık
Salik: Bir tarikata girmiş olan
Sarf-ı nazar: Vazgeçme, gözönünde bulundurmama
Sath-ı coğrafi: Yüzölçümü
Satvet ve salabet-i tarihiyye: Tarihinin ezici kuvveti ve sağlamlığı
Sayha: Haykırış
Sa'y ve amel: Çalışma ve iş
Sebeb-i tenezzül: Çökme sebebi
Seci: iç kafiye
Seciyye-i zatiyye: Şahsî karakter (özellik)
Sefahat: Zevk ve eğlenceye aşırı düşkünlük
Sefahat-ı hümayun: Hükümdarın keyif meclisleri
Seffak: Kan dökücü
Sehhar: Sihirli, büyüleyici
Seiyye: Kötü iş, fenalık
Sekene: Bir yerin ahalisi
Selahiyyet-i vasi'a: Geniş yetki
Selaset: Akıcı olma, akıcılık
Selis: Akıcı
Semt-i azimet: Gidilecek yer
Senevi: Bir senelik
Ser-âmedan: İleri gelenler
Ser-füru': Yüz döndürme
Ser-i tac-dar: Taçlı baş; hükümdarlık
Ser-muharrir: Baş yazar
Ser-zede-i zuhur ol-: Meydana gelmek, ortaya çıkmaya başlamak, baş göstermiş olmak
Serir: Taht
Serir-i saltanat: Saltanat tahtı
Servet-i tabiiyye: Tabiî zenginlik
Ser-baz: Asker
Sergüzeşt: Macera
Sevahil: Sahiller
Sevahil-i şimaliyye: Kuzey sahilleri
Sevk-i te'amül: Alışkanlık, alışkanlıkla davranma
Sevkü'l-ceyş: Strateji
Seyr-i safain: Deniz ulaşımı
Seyyiat-ı idare: Kötü yönetim
Sıfat-ı esasîyye: Asıl özellik, belirgin hususiyet
Sınıf-ı ruhaniyyun: Ruhaniler sınıfı, din adamları
Silah be-dest: Eli silahlı, silah elde
Silsile-i cibal: Dağ silsilesi, sıra dağ
Silsile-i makalat: Makaleler serisi
Sipeh-salar: Baş komutan, genelkurmay başkanı
Sitare: Yıldız
Su-i ahlak: Ahlak bozukluğu, kötü ahlak
Su-i te'sir: Kötü etki
Suhulet: Kolaylık
Suret-i facî'a: Feci şekilde
Suret-i haktan görün-: Doğrudan, haklıdan yanaymış gibi görünmek
Suret-i nümayişkârâne: Gösteri tarzında, gösteri şeklinde
Suvar-: Sulamak
Süfera: Sefirler, büyükelçiler
Sülale-i hükümdaran: Hükümdarlar sülalesi
Sünâ'iyyet: ikilik
-Ş-
Şabb denizi: Kızıldeniz
Şah-kar: Şaheser
Şah-ı mahlu': Tahttan indirilmiş şah
Şah-ı mutlak: Bir yerin yönetimine kesin şekilde hakim olan şah
Şah-ı müstebid: Despot şah
Şair-i ateş-zeban: Çok tesirli şiir şöyleyen şair
Şalopa (chaloupe): İki direkli küçük ve hafif deniz vasıtası
Şark: Doğu
Şayan: Layık, değer
Şayan-ı dikkat: Dikkate değer
Şayan-ı ehemiyyet: Önem vermeğe değer
Şecaat: Yiğitlik
Şehadet: Şehit olma
Şehrayin: Donanma, şenlik
Şehriyye: Aylık
Şekk: Şüphe
Şekk ve şüpheden ari ol-: Şüpheden uzak bulunmak
Şekl-i müheyya: Hazır şekil
Şams-i şarik: Doğunun güneşi (meç) Japonya
Şerait: Şartlar
Şerait-i mevcude-i ahlakiyye: Mevcut ahlaki şartlar, (şu andaki) ahlak anlayışı
Şerait-i siyasiyye: Siyasi şartlar
Şerait-i vedadiye-i milel: Milletlerin dostluk şartları
Şibeh-i cezire: Üç tarafı denizle çevrili kara parçası, yarımada
Şihab: Kıvılcım
Şihab-ı sakıb: Meteor, akan yıldız
Şimal: Kuzey
Şimşad: (meç) Şimşir ağacı gibi düz; uzun boylu, güzel endamlı
-T-
Ta'ammüm: Yayılma, genişləmə
Ta'ayyün: Tayin edilmiş, belirlenmiş
Tab' edil: Basılmak
Tabaka-i tüccar: Tüccar sınıfı, tüccarlar
Tabakat: Tabakalar
Tabakat-ı ictimaiyye: Sosyal tabakalar
Tabakat-ı nas: Halk zümreleri
Tabi'at: Yaradılış
Tac-i şahı: Şahlık tacı
Tac-dar: Tac sahibi, hükümdar
Ta'dad et-: Sayıp dökme, birer birer söyleme
Ta'diyat: Tecavüzler
Tafsil: Ayrıntıyla açıklama, etraflıca bildirme
Tahammül-fersa: Dayanma gücünü aşan
Tahassün: Kaleye sığınma, istihkama çekilme
Tahkiki: Araştırmaya dayanan
Tahmil olun-: Yüklünmek
Tahrik et-: Harekete getirme
Tahrim: Haram kılma
Tahris et: Hırslandırma
Taht: Aşağı, alt
Tahte'l-hıfz: Muhafaza altında, polis ve jandarma ile
Taht-ı idare: İdare(si) altında (olma)
Taht-ı istila: İstila(sı) altında
Taht-ı inhisarına al-: Tekeli altına almak
Taht-ı mevrus: Miras kalmış taht
Taht-ı muhasara altına al-: Kuşatma altına almak
Taht-ı murassa': Kıymetli taşlarla bezenmiş taht
Taht-ı zulm ve istibdad: Baskı ve zulüm altında
Takaddüm: Bir şeyin önünde olan, ondan önce olan, ondan önce gelen, daha önce olan (protokole göre)
Takdimi: İran'da bir devlet memuriyetini elde etmek için verilen para, rüşvet
Takdis et-: Kutsal saymak, tapmak
Ta'kibat-ı şedid: Şiddetli takipler
Takriben: Yaklaşık olarak
Takyid: Kayıt ve şartla bağlamak
Taltif et-: Rütbece yükseltmek, mükafatlandırmak
Tama'-kar: Aç gözlü
Tamamiyyet-i mülkiyye: Memleketin bütünlüğü, birliği
Tap-: Bulmak
Tarac: Yağma, talan
Tarafeyn: İki taraf, taraflar
Tarassudat: Güzetlemeler
Tard: kovma, uzaklaştırma
Tariften müstağni ol-: tarife lüzum olmamak, anlatılması gerekli olmamak
Tarih-i ahir: tarihin son devri, son dönem tarihi
Tarih-i cenk ve vega: vuruşma ve savaşma tarihi
Tarih-i ihtikar: Vurgunçuluk tarihi
Tarih-i te'sis: Kuruluş tarihi
Tarihçe-i inkılab: inkılab tarihi
Tarik: Yol
Tarik-i inkıraz: Çökme, batma yolu
Tarz-ı beyan: İfade tarzı
Tarz-ı ifade: ifade tarzı, anlatım biçimi
Tarz-ı insa-yı nevin: Yeni bir usulle yazı yazma
Tarz-ı nevin-i dil-pesend: Gönüle hoş gelen yeni tarz
Tarz-ı tahrir ve beyan: Konuşma ve yazma tarzı
Tavaif: Tayfalar, topluluklar, kabileler
Tavassut: Vasıta olma
Tavzihan: Açık bir şekilde
Tazallüm: Şikâyet, sızlanma
Tazyik: Baskı
Te'ali-i mülk: Memleketin yükselmesi, memleketin kalkınması
Tebdil et-: Değiştirmek
Teb'id: Sürgün, uzaklaştırma, kovma
... tecavüz et-: (bir şeyi) aşmak, sınırlarını geçmek
Teceddüd-perver: Yenilikçi
Tecelli et-: Ortaya çıkmak
Tecessüm: Cisimleme, belirme
Tecviz: izin verme
Tedabir: Tedbirler
Tedabir-i tahaffuziyye: Korunma tedbirleri
Tedabir-i zecriyye: Sert tedbirler
Tedbir-i siyasî: Siyasi tedbir
Tedris: Ders verme, okutma
Tedrisat: Öğretim
Te'ehhül: Evlenme
Te'essüs et-: Kurulma
Tefekkür: Düşünme
Tefevvuk: Üstün olma, yükselme
Tefrik: Ayırma
Tekâmül-i siyasî: Siyasî gelişmeler
Tekasül: Üşenme, gevşeklik gösterme
Tekayyuda uğrat-: Kayda bağlamak, kayıt altına almak, belirli kaidelere bağlı kalmak
Tekellüfsüz: Zahmetsiz, kolay
Tekellüm: Söyleme, konuşma
Tekessür: Çoğalma
Tekmil: Tamamlama
Teksir et-: Çoğaltma, artırma
Telakki: Anlayış
Telfik: Birleştirme
Telmihte bulun-: Bir şeyi dolaylı yoldan anlatmak
Temayülat-ı garamiyye: Şiddetli arzudan doğan temayüller
Temeyyüz et-: Çıkmak
Tenakus: Azalma
Tenasüb-i endam: Düzgün vücut, boy bos güzelliği
Tenbakû, tönbeki: Nargile ile içilen tütün
Tenbih: Uyandırma, uyarma
Tenbih-i efkâr: Fikirleri uyandırma
Tenevvü' et-: Değişme, çeşit çeşit olma
Tenezzülat-ı teessüf: Üzüntü verici aşağılanmalar
Tenkil: Cezalandırma
Tensib edil-: Atanmak
Tenvir et-: Aydınlatmak
Terakki et-: ilerlemek
Terakkiyat-ı siyasiyye ve içtimaiyye: Siyasî ve içtimaî gelişmeler
Terekküb: Karışıp birleşme, meydana gelme
Teressübat: Tortular, kalıntılar
Terfi-i rütbe usulü: Memuriyette görev ve hizmetine göre yükseltilme
Terk-i vatan et-: Gurbete çıkma
Tervic: Kıymet ve itibarını arttırma
Teşehhüt: Kolaylık
Teshil: Kolaylaştırma
Teshir et-: Sihirleme, büyülemek
Tesir-yab et-: Etkilemek
Te'sis (et-): Kurmak
Te'sis-gerde: Kurulmuş
Teslih edil-: Silahlandırılmak
Tesri' et-: Hızlandırmak, çabuklaştırmak
Teşci': Cesaretlendirme, yüreklendirme
Teşhir-i silah et-: Silah göstermek
Teşrifat: Protokol
Teşri k-i mesai et-: Birlikte çalışmak
Teşvikat-ı siyasiyye: Siyasî teşvikler
Teveccüh: Sevgi, itimat
Tevhid: Birlik
Tevhid-i mezahib: Mezhepleri birleştirme
Te'vil et-: Saptırarak yorumlama
Tevlid et-: Doğurmak
Tevkif: Durdurma, alıkoyma
Tevlid et-: Meydana getirmek, sebep olmak
Tezahürat-ı inkılabiyye: Yenilik taraftarı gösteriler
Tezyid et-: Arttırmak
Töhmet: Suçlama
Tuhfe: Hediye

<< Əvvəli | < Geri | İrəli > | Sonu >>